القرآن الكريم

An-Nāzi‘āt suresi dinle — Kur’an tilaveti

Mekke · 46 Ayet · Sayfa 583 · Cüz 30

Ibrahem Assadan

Rewayat Hafs A'n Assem - Murattal

Okuyucu sayfası ↗
MP3 indir ↗
Bu tilavet için ayet zamanlaması mevcut değil.

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرۡقࣰا ۝١

Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,
2

وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشۡطࣰا ۝٢

Andolsun kolaylıkla alanlara,
3

وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبۡحࣰا ۝٣

Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere,
4

فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبۡقࣰا ۝٤

Yarıştıkça yarışanlara,
5

فَٱلۡمُدَبِّرَٰتِ أَمۡرࣰا ۝٥

Her bir işi yürütmekle görevli olanlara,
6

يَوۡمَ تَرۡجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ ۝٦

O gün (birinci üflemeyle) sarsılacak olan sarsılır.
7

تَتۡبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ ۝٧

Bir diğeri de onu izler.
8

قُلُوبࣱ يَوۡمَئِذࣲ وَاجِفَةٌ ۝٨

O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.
9

أَبۡصَٰرُهَا خَٰشِعَةࣱ ۝٩

Gözleri zilletle bakacaktır.
10

يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرۡدُودُونَ فِي ٱلۡحَافِرَةِ ۝١٠

Şöyle derler: “Biz gerçekten gerisin geriye eski haimize mi döndürüleceğiz?”
11

أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمࣰا نَّخِرَةࣰ ۝١١

“Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı?”
12

قَالُواْ تِلۡكَ إِذࣰا كَرَّةٌ خَاسِرَةࣱ ۝١٢

“Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür.” dediler.
13

فَإِنَّمَا هِيَ زَجۡرَةࣱ وَٰحِدَةࣱ ۝١٣

Hâlbuki o, bir haykırıştan (Sûr’un üfürülmesinden) ibarettir.
14

فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ ۝١٤

Birden onlar (dirilmiş halde) bir düzlük üzeredirler.
15

هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ ۝١٥

Mûsâ’nın haberi sana geldi mi?
16

إِذۡ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلۡوَادِ ٱلۡمُقَدَّسِ طُوًى ۝١٦

Hani Rabbi ona, mukaddes Tuvâ Vadisi'nde seslenmişti.
17

ٱذۡهَبۡ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ ۝١٧

"Firavun’a git! Çünkü o gerçekten azdı.''
18

فَقُلۡ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ ۝١٨

Deki: “Sen temizlenmek istiyor musun?”
19

وَأَهۡدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخۡشَىٰ ۝١٩

"Seni, Rabbine ileteyim de O’na karşı derinden saygı duyup korkasın!”
20

فَأَرَىٰهُ ٱلۡأٓيَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰ ۝٢٠

Derken Mûsâ, ona en büyük mucizeyi gösterdi.
21

فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ ۝٢١

Fakat o, Mûsâ’yı yalanladı ve isyan etti.
22

ثُمَّ أَدۡبَرَ يَسۡعَىٰ ۝٢٢

Sonra sırt dönüp koşarak gitti.
23

فَحَشَرَ فَنَادَىٰ ۝٢٣

Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:
24

فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلۡأَعۡلَىٰ ۝٢٤

“Ben, sizin en yüce rabbinizim!” dedi.
25

فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلۡأٓخِرَةِ وَٱلۡأُولَىٰٓ ۝٢٥

Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.
26

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَعِبۡرَةࣰ لِّمَن يَخۡشَىٰٓ ۝٢٦

Şüphesiz bunda, Allah’tan sakınıp korkan kimseler için bir ibret vardır.
27

ءَأَنتُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُۚ بَنَىٰهَا ۝٢٧

Sizi yaratmak mı daha güçtür yoksa göğü mü? Onu (Allah) bina etti.
28

رَفَعَ سَمۡكَهَا فَسَوَّىٰهَا ۝٢٨

Onun tavanını yükseltti ve düzenledi.
29

وَأَغۡطَشَ لَيۡلَهَا وَأَخۡرَجَ ضُحَىٰهَا ۝٢٩

Gecesini karanlık yaptı, gündüzünü aydınlığa çıkardı.
30

وَٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ ۝٣٠

Ve daha sonra da yeri döşeyip yaydı.
31

أَخۡرَجَ مِنۡهَا مَآءَهَا وَمَرۡعَىٰهَا ۝٣١

Oradan suyunu ve otlağını çıkardı.
32

وَٱلۡجِبَالَ أَرۡسَىٰهَا ۝٣٢

Dağları da sapasağlam yerleştirdi.
33

مَتَٰعࣰا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَٰمِكُمۡ ۝٣٣

Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı.
34

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلۡكُبۡرَىٰ ۝٣٤

Her şeyi alt üst eden o büyük felaket (kıyamet) geldiği vakit.
35

يَوۡمَ يَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ ۝٣٥

O gün insan, yaptıklarını hatırlayacak.
36

وَبُرِّزَتِ ٱلۡجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ ۝٣٦

Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir.
37

فَأَمَّا مَن طَغَىٰ ۝٣٧

Artık kim taşkınlık etmiş ise.
38

وَءَاثَرَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا ۝٣٨

Dünya hayatını tercih ettiyse.
39

فَإِنَّ ٱلۡجَحِيمَ هِيَ ٱلۡمَأۡوَىٰ ۝٣٩

Cehennem onun varacağı barınaktır.
40

وَأَمَّا مَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفۡسَ عَنِ ٱلۡهَوَىٰ ۝٤٠

Kim de Rabbinin makamından korkar ve nefsini kötü arzularından alıkoyarsa,
41

فَإِنَّ ٱلۡجَنَّةَ هِيَ ٱلۡمَأۡوَىٰ ۝٤١

(O kimse için) Hiç şüphesiz Cennet yegâne barınaktır.
42

يَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرۡسَىٰهَا ۝٤٢

Sana kıyametten soruyorlar: "Gelip çatması ne zaman?" diye.
43

فِيمَ أَنتَ مِن ذِكۡرَىٰهَآ ۝٤٣

Sen onu nereden bileceksin?
44

إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ ۝٤٤

Rabbine aittir onunla ilgili son bilgi.
45

إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخۡشَىٰهَا ۝٤٥

Sen ancak, ondan korkan kimseler için bir uyarıcısın.
46

كَأَنَّهُمۡ يَوۡمَ يَرَوۡنَهَا لَمۡ يَلۡبَثُوٓاْ إِلَّا عَشِيَّةً أَوۡ ضُحَىٰهَا ۝٤٦

Onlar onu gördükleri gün sanki (dünyada) bir akşam veya kuşluk vakti kadar kaldıklarını sanırlar.