القرآن الكريم

Al-Mursalāt suresi dinle — Kur’an tilaveti

Mekke · 50 Ayet · Sayfa 580 · Cüz 29

Saud Al-Shuraim

Rewayat Hafs A'n Assem - Murattal

Okuyucu sayfası ↗
MP3 indir ↗
Bu tilavet için ayet zamanlaması mevcut değil.

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

وَٱلۡمُرۡسَلَٰتِ عُرۡفࣰا ۝١

Yemin olsun, ardı ardına gönderilenlere.
2

فَٱلۡعَٰصِفَٰتِ عَصۡفࣰا ۝٢

Şiddetle esip savuranlara.
3

وَٱلنَّٰشِرَٰتِ نَشۡرࣰا ۝٣

Yaydıkça yayanlara.
4

فَٱلۡفَٰرِقَٰتِ فَرۡقࣰا ۝٤

Ayırdıkça ayıranlara.
5

فَٱلۡمُلۡقِيَٰتِ ذِكۡرًا ۝٥

Zikri getirip, bırakanlara.
6

عُذۡرًا أَوۡ نُذۡرًا ۝٦

Gerek özür için olsun, gerek uyarı için.
7

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعࣱ ۝٧

Şüphe yok ki, size vaadedilen mutlaka gerçekleşecektir.
8

فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتۡ ۝٨

Yıldızların ışığı söndüğü zaman.
9

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتۡ ۝٩

Gök yarıldığında.
10

وَإِذَا ٱلۡجِبَالُ نُسِفَتۡ ۝١٠

Dağlar parçamparça olup savrulduğunda.
11

وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتۡ ۝١١

Peygamberlere ümmetleri hakkında şahitlik vakitleri bildirildiği zaman.
12

لِأَيِّ يَوۡمٍ أُجِّلَتۡ ۝١٢

Bu, hangi güne ertelenmiş?
13

لِيَوۡمِ ٱلۡفَصۡلِ ۝١٣

Ayrım (hüküm) gününe (ertelenmiştir).
14

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ ۝١٤

Hüküm gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?
15

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ۝١٥

O gün vay yalanlayanların haline!
16

أَلَمۡ نُهۡلِكِ ٱلۡأَوَّلِينَ ۝١٦

Biz, öncekileri helak etmedik mi?
17

ثُمَّ نُتۡبِعُهُمُ ٱلۡأٓخِرِينَ ۝١٧

Sonra arkadan gelenleri de onların arkasına takacağız.
18

كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ ۝١٨

Biz, günahkârlara işte böyle yaparız.
19

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ۝١٩

O gün vay yalanlayanların haline!
20

أَلَمۡ نَخۡلُقكُّم مِّن مَّآءࣲ مَّهِينࣲ ۝٢٠

Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?
21

فَجَعَلۡنَٰهُ فِي قَرَارࣲ مَّكِينٍ ۝٢١

Ve onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
22

إِلَىٰ قَدَرࣲ مَّعۡلُومࣲ ۝٢٢

Belli bir süreye kadar.
23

فَقَدَرۡنَا فَنِعۡمَ ٱلۡقَٰدِرُونَ ۝٢٣

Buna gücümüz yeter. Ne güzel güç yetirenleriz.
24

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ۝٢٤

O gün yalanlayanların vay haline!
25

أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ كِفَاتًا ۝٢٥

Biz, yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?
26

أَحۡيَآءࣰ وَأَمۡوَٰتࣰا ۝٢٦

Diri olanları da, ölü olanları da.
27

وَجَعَلۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ شَٰمِخَٰتࣲ وَأَسۡقَيۡنَٰكُم مَّآءࣰ فُرَاتࣰا ۝٢٧

Orada yüksek dağlar yaratıp size tatlı su içirmedik mi?
28

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ۝٢٨

O gün yalanlayanların vay haline!
29

ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ۝٢٩

Yalanlamış olduğunuza (azaba) doğru yürüyün bakalım!
30

ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ ظِلࣲّ ذِي ثَلَٰثِ شُعَبࣲ ۝٣٠

Üç kollu (ateşin) gölgesine doğru yürüyün!
31

لَّا ظَلِيلࣲ وَلَا يُغۡنِي مِنَ ٱللَّهَبِ ۝٣١

Ne gölgelendirir, ne alevden korur.
32

إِنَّهَا تَرۡمِي بِشَرَرࣲ كَٱلۡقَصۡرِ ۝٣٢

O, her biri saraylar gibi olan kıvılcımlar saçar.
33

كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتࣱ صُفۡرࣱ ۝٣٣

Her biri sarı develer gibidir.
34

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ۝٣٤

O gün yalanlayanların vay haline!
35

هَٰذَا يَوۡمُ لَا يَنطِقُونَ ۝٣٥

Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.
36

وَلَا يُؤۡذَنُ لَهُمۡ فَيَعۡتَذِرُونَ ۝٣٦

Onların özür dilemelerine dahi izin verilmez.
37

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ۝٣٧

O gün yalanlayanların vay haline!
38

هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِۖ جَمَعۡنَٰكُمۡ وَٱلۡأَوَّلِينَ ۝٣٨

Bu, ayırma (hüküm) günüdür. Sizi ve evvelkileri bir araya toplarız.
39

فَإِن كَانَ لَكُمۡ كَيۡدࣱ فَكِيدُونِ ۝٣٩

Eğer bir tuzağınız varsa, haydi bana karşı tuzak kurun!
40

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ۝٤٠

O gün, yalanlayanların vay haline!
41

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي ظِلَٰلࣲ وَعُيُونࣲ ۝٤١

Şüphesiz ki takva sahipleri, gölgelerde pınar başlarındadır.
42

وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشۡتَهُونَ ۝٤٢

Ve canlarının çekip-arzu ettiği meyveler (arasındadırlar).
43

كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ۝٤٣

Yaptığınız ameller sebebi ile afiyetle yiyin, için.
44

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ ۝٤٤

Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
45

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ۝٤٥

O gün yalanlayanların vay haline!
46

كُلُواْ وَتَمَتَّعُواْ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجۡرِمُونَ ۝٤٦

Yiyin ve biraz yararlanın; muhakkak ki siz günahkârlarsınız.
47

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ۝٤٧

O gün, yalanlayanların vay haline!
48

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرۡكَعُواْ لَا يَرۡكَعُونَ ۝٤٨

Onlara; “Rükû edin!” denildiği zaman rükû etmezlerdi.
49

وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ۝٤٩

O gün yalanlayanların vay haline!
50

فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَهُۥ يُؤۡمِنُونَ ۝٥٠

Onlar bundan (Kur'an'dan) sonra artık hangi söze iman edecekler?