القرآن الكريم

Al-Fajr suresi dinle — Kur’an tilaveti

Mekke · 30 Ayet · Sayfa 593 · Cüz 30

Mohammed Siddiq Al-Minshawi

Rewayat Hafs A'n Assem - Murattal

Okuyucu sayfası ↗
MP3 indir ↗
Bu tilavet için ayet zamanlaması mevcut değil.

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

وَٱلۡفَجۡرِ ۝١

Fecre/tan yerinin ağarmasına andolsun.
2

وَلَيَالٍ عَشۡرࣲ ۝٢

Ve on geceye andolsun.
3

وَٱلشَّفۡعِ وَٱلۡوَتۡرِ ۝٣

Çifte ve teke andolsun.
4

وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَسۡرِ ۝٤

Yürüyüp gittiği zaman geceye andolsun.
5

هَلۡ فِي ذَٰلِكَ قَسَمࣱ لِّذِي حِجۡرٍ ۝٥

Bunda akıl sahibi için bir yemin var (değil) mi?
6

أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ ۝٦

Rabbinin Ad (kavmin)'e ne yaptığını görmedin mi?
7

إِرَمَ ذَاتِ ٱلۡعِمَادِ ۝٧

Yüksek sütun sahibi İrem şehrine.
8

ٱلَّتِي لَمۡ يُخۡلَقۡ مِثۡلُهَا فِي ٱلۡبِلَٰدِ ۝٨

O (İrem Şehri) ki, beldeler (ülkeler) içinde onun bir eşi yaratılmadı.
9

وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُواْ ٱلصَّخۡرَ بِٱلۡوَادِ ۝٩

Ve vadideki kayaları oyan Semûd kavmine.
10

وَفِرۡعَوۡنَ ذِي ٱلۡأَوۡتَادِ ۝١٠

Ve kazıklar sahibi Firavun’.
11

ٱلَّذِينَ طَغَوۡاْ فِي ٱلۡبِلَٰدِ ۝١١

Onlar ki memleketlerde azgınlık etmişlerdi.
12

فَأَكۡثَرُواْ فِيهَا ٱلۡفَسَادَ ۝١٢

Oralarda kötülüğü çoğalttılar.
13

فَصَبَّ عَلَيۡهِمۡ رَبُّكَ سَوۡطَ عَذَابٍ ۝١٣

Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı.
14

إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلۡمِرۡصَادِ ۝١٤

Muhakkak Rabbin gözetlemededir.
15

فَأَمَّا ٱلۡإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكۡرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَكۡرَمَنِ ۝١٥

Ancak insana; Rabbi ne zaman onu imtihan edip kendisine ikramda bulunsa ve nimet verse: "Rabbim bana ikramda bulundu" der.
16

وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبۡتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيۡهِ رِزۡقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّيٓ أَهَٰنَنِ ۝١٦

Ama ne zaman onu imtihan ederek rızkını daraltsa: "Rabbim beni hor kıldı" der.
17

كَلَّاۖ بَل لَّا تُكۡرِمُونَ ٱلۡيَتِيمَ ۝١٧

Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.
18

وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ ۝١٨

Yoksula yemek vermeye teşvik etmiyorsunuz.
19

وَتَأۡكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكۡلࣰا لَّمࣰّا ۝١٩

Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz.
20

وَتُحِبُّونَ ٱلۡمَالَ حُبࣰّا جَمࣰّا ۝٢٠

Malı da pek çok seviyorsunuz.
21

كَلَّآۖ إِذَا دُكَّتِ ٱلۡأَرۡضُ دَكࣰّا دَكࣰّا ۝٢١

Hayır! Yeryüzü (kıyamet sarsıntısıyla) parça parça olup dağıldığı zaman.
22

وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلۡمَلَكُ صَفࣰّا صَفࣰّا ۝٢٢

Rabbin ve saf saf melekler geldiği zaman.
23

وَجِاْيٓءَ يَوۡمَئِذِۭ بِجَهَنَّمَۚ يَوۡمَئِذࣲ يَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكۡرَىٰ ۝٢٣

O gün cehennem de getirilmiştir. İşte o gün insan düşünüp hatırlar. Ama hatırlamaktan ona ne (fayda) var!
24

يَقُولُ يَٰلَيۡتَنِي قَدَّمۡتُ لِحَيَاتِي ۝٢٤

Der ki: "Ah keşke! (Bu) hayatım için önceden bir şeyler göndermiş olsaydım!"
25

فَيَوۡمَئِذࣲ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدࣱ ۝٢٥

Artık o gün de O'nun azabı gibi hiçbir kimse azap yapamaz.
26

وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدࣱ ۝٢٦

Ve O'nun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz.
27

يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفۡسُ ٱلۡمُطۡمَئِنَّةُ ۝٢٧

Ey huzura ermiş nefis!
28

ٱرۡجِعِيٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةࣰ مَّرۡضِيَّةࣰ ۝٢٨

“Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!”
29

فَٱدۡخُلِي فِي عِبَٰدِي ۝٢٩

Kullarımın arasına katıl!
30

وَٱدۡخُلِي جَنَّتِي ۝٣٠

Ve gir Cennet'ime!